Site Rengi

DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 474,05
BIST 9,7776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir 25°C
Çok Bulutlu

ORTA DOĞU

13.05.2020
149
A+
A-
Bir yıl önce İran,  bölgesel gerginlikte Ulusal Ordu Günü’nü,
Tahran’da İmam Humeyni türbesi önünde geçit töreniyle kutlamıştı.
Cumhurbaşkanı H.Rouhani’nin şahsında,
Kara, Deniz, Hava ve Özel Birlikler ile uzun menzilli füzeler ve yeni nesil silahlarla gövde gösterisi yapılmıştı.

*
İran COVID-19 salgınından en kötü etkilenen ülkelerden biri oldu.
17 Nisan İran Ordu Günü’nde, bu defa “Vatan Muhafızları, Güvenlik Elleri” isimli geçit töreni düzenlendi.
Çok farklıydı ve farklı bir mesajı vardı…

*
Füzeler ve askeri ekipmanlar değil, COVID 19 salgınıyla mücadelede kullanılan,
Dezenfeksiyon araçları, mobil hastaneler ve diğer tıbbi ekipmanlar sergilendi.
H.Rouhani, “Sağlık ve sosyal protokoller nedeniyle, askerî geçit töreni yapmak mümkün değil.
Düşmanımız şimdi gizli ve doktorlar ile hemşirelerimiz  savaş cephesinde…
Ordumuz militarizmin bir sembolü değil, milleti desteklemenin ve ulusal çıkarlarını korumanın bir tezahürüdür”dedi.
Salgınla mücadelede ordunun rolünün altı çizildi…

haberici-arareklam

*
Yirmi yıldan fazla süredir Orta Doğu, dünyanın en karışık bölgesidir.
Son iki ayda COVID-19 salgını ve küresel petrol fiyatlarının tarihsel çöküşüyle  daha çok  yıkıldı.
İran, COVID-19 hastalığının bölgedeki merkez üssü oldu.
Dün  117.767 vakası ve 6773 ölüm sayısı ile bölgedeki 17 Arap ülkesi ve İsrail’den fazlaydı.

*
Dünya çapında “eve kapanma” lara  eşzamanlı olarak,
Azalan petrol ve gaz talebi nedeniyle;
Geçen ay petrol fiyatlarının tarihi düşüşlerinden sonra Orta Doğu ekonomileri zorlandı.
Bir yıl önce petrol fiyatı varil başına altmış yedi dolardı.
ABD petrolü ilk kez sıfırın altına düştü.
Üreticiler depolama tesislerinden çıktı.

*
Bir taraftan COVID-19 salgını,
Diğer yandan petrol fiyatlarının düşüşü,
Bölgenin geri kalanına ekonomik destek veren petrol üreten devletleri çarptı.
Bunun bölge üzerinde yıkıcı etkileri kaçınılmaz görülüyor.

*
Şubat sonundan bu yana bölgede görüntüler,
Liderlerin gündemi,
Günlük yaşamın gerçekleri dönüştü.

*
İsrail’in kuşatan “Politik İslami Sistem”de takdim edilen bölgede;
Orta Doğu İtilaf Ülkeleri bloğu oluşmuştu.
Müslüman Kardeşler ideolojisinde Erdoğan, Katar ile birlikte,
“Yeni bir Arap Baharı” ile tüm Arap’a hakim olma hedefinde,
İran’ın Şii Bloğuna, Suudi Arabistan’ın Sünni Bloğuna rakip olmuştu.

*

Bugün Suriye’nin son büyük savaş alanı İdlib Eyaleti’nde,
Sokaklarda bir römork üzerine monte edilmiş devasa kırmızı bir koronavirüs gezdiriliyor.
Savaşın altında kalan insanlar, tarafları daha büyük bir tehlike hakkında uyarıyor.
Suudi Arabistan’da, İslam’ın en kutsal yeri Mekke’de  Ulu Camii ürkütücü bir şekilde boş.
Kral, 1798’de Napolyon’un Mısır’ı işgalinden bu yana kesintiye uğramayan,
İslam inancının beş şartının biri  Mekke Hac’cını ve Umre’yi yasakladı.

*
Kraliyet ailesi fiili olarak saklanıyor.
Prens ve prenseslerin yüzelli kadarı COVID-19’a yakalandı
Taç Prensi M.bin Salman Kızıldeniz’de bir adada inzivada…

*
Hayatta kalmak, bölgenin en derin rekabetlerinin yerini aldı.
İsrail, baş düşmanı HAMAS’ın yönettiği Gazze’deki dikim evlerine maske, tulum siparişleri verdi.
Gazze duvarlardaki İsrail karşıtı graffitilerin yerini koronovirüs ve maskeli insanlar aldı.
Suudi Arabistan, Yemen’de İran destekli Husi isyancılarına karşı ateşkes ilan etti.
Savaşın sona erdirilmesi sinyali verdi.

*
İkiz krizler; salgın ve petrol fiyatları Orta Doğu’da istikrarsızlığı zirveye ulaştırdı.
Beş yıl boyunca savaşan Yemen, altı yıl Libya, Dokuz yıl Suriye,
Irak’ta ölümcül protestolar,
Lübnan’da adaletsiz sistem ve insanların çalışıp evlerine para ve yiyecek götürmesinin imkansızlaşması,
Bir yılda üçüncü kez İsrail seçimleri,
Ürdün, Irak ve Lübnan’da milyonlarca mülteci ve yerinden edilmiş insanlar,
İntihar saldırıları ve suikastler;

*
Erdoğan’ın,
AB’ye aday ülkelerin tabi olduğu siyasi ve ekonomik kriterlerin yerine getirilmesinde eksik kalması,
FETÖ darbe girişiminin kontrollü olduğunun üstünü kapatma  çabası,
Demokrasi: Hukukun üstünlüğü: Kişisel özgürlükler ve Konuşma özgürlüğünü ihlâl etmesi,
16 Nisan Referandumu’nda tarafların eşit olmayan koşullarda yarışması,
Totaliter gücü,
Müslüman Kardeşler İslamcılığını öne çıkarması,

*
En önemlisi Orta Doğu ülkelerinin çoğunda bir salgın sırasında yeterli bakım sağlamak için gerekli,
Sağlık personeli, hastaneler ve ekipmanlar ya da mali kaynakların olmayışı!

*
Krizler Ortadoğu’nun daha da değişken hale gelmesi için zemin hazırladı.
Bölge nüfusunun yaklaşık yüzde altmışı otuz yaşın altındadır.
Bu, salgından sağ kalanların sayısını etkileyebilir.
Gençler aynı zamanda bölgenin protestolarına öncülük ediyor.
Şimdi işsizliğin yükselmesinden en fazla etkilenecek kesim olarak,
Yenilenen öfkeyi ifade edebilirler…

*
Zaten gençlerin yaklaşık üçte biri salgından önce işsizdi.
Lübnan’da göstericiler  adaletsizliğe karşı ayaktaydı.
Karantina ve ulusal para biriminin çöküşünün hayatları üzerindeki etkisini protesto etmek için bankaları yaktılar.
Yirmi altı yaşındaki F.al-Samman, Lübnan Ordusu ile karşı karşıya geldiğinde öldü.
“Açlık Devrimi Şehidi ”  olarak ilan edildi.
Bu kritik bir dönüm noktasıdır;
Hükümete karşı öfkeyi körükleyen bu popülizmin mutlaka  uzun süreli bir siyasi etkisi olacaktır…

*
Bölgenin merkez üssü İran, toplam COVID -19 vakasının neredeyse yarısını oluşturuyor.
Bölgedeki Filistin ve Suriyeli mülteci kampları,
Kazablanka’daki gecekondu mahalleleri,
Yemen ve Libya’daki savaş bölgeleri,
Gazze Şeridi gibi yoğun baskı altındaki bölgeler;
Enfeksiyonlar yayılırsa sınırlı başa çıkma araçlarına sahiptir.
Halbuki, herhangi bir tedavi ya da aşı olmadığı taktirde insanların  bir ya da iki yılda ödeyeceği bedel devasa olabilir…
Bu salgından Ortadoğu, I. Dünya Savaşı’ndan bu yana tüm bölge savaşlarından daha fazla insan kaybedebilir.

*
Her hükümet aynı zamanda şaşırtıcı ekonomik zorluklarla karşı karşıyadır.
Türkiye ekonomisi  resesyon yaşıyor.
Cezayir, Afrika’da COVID-19 salgınında  ölümlerin yüzde altmışını karşıladı,
Petrol kriziyle gelirleri harap oldu.
Suudi Arabistan’ın 2020 yılı bütçesi, varili seksen doların üzerindeki fiyatlara dayanıyordu.
Krallığın iddialı Vision 2030 programı, ülke ekonomisini modernleştirme ve çeşitlendirmeyle ilgiliydi.
Artık uygun görünmüyor.

*
Salgını yönetmek için otokratları ile ünlü Orta Doğu’da bazı hükümetler daha fazla otoriterleşti.
Kamusal alanlar kapaıldı, daha fazla işsizlik ve açlıkla karşı karşıya olan bir nüfusun sözleri ve eylemleri kontrol edilmeye başlandı.
BAE, onbeş binden fazla COVID-19  vakası bildirdi,
Şimdi salgınla ilgili resmi açıklamalarla çatışan herkese beş bin dolardan fazla ceza kesiyor.
Otuz binden fazla vaka bildiren Suudi Arabistan, katı sokağa çıkma yasağı uyguluyor.
Yedi binden fazla vakası olan Mısır’da hükümet, salgını etkisini genişletmek için kullanıyor.
Halbuki hükümetlerin ek baskı araçları koymadan gerçek halk sağlığı endişelerini ele almaları gerekiyor…

*
İkiz krizler 24 Nisan’da başlayan kutsal Ramazan ayı ile çakıştı.
İftarlar artık karantina altında küçük, mütevazı yemeklerle geçiştiriliyor.
Eğer liderler akıllı olsaydı;
Savunma harcamalarını azaltabilir,
Savaşlara doğrudan veya dolaylı katılımı sona erdirebilir,
Bunun yerine  Halk Sağlığı ve  kamu refahı konularına odaklanabilirlerdi…

*
Orta Doğu’da değişim için olgunlaşmış, protestolar yükselten genç bir kesim var.
Ancak bölgenin diktatörleri savaş ağaları, milisleri ve yozlaşmış elitlerinin uzun tarihi göz önüne alındığında;
Umutlar zayıf görünüyor.
Bu Ortadoğu’nun salgın sonrası  geleceği için iyi bir şey değil!

*
Çünkü ABD ve İsrail,  “İsrail-Filistin Barış Anlaşması” için Orta Doğu’da temel hedefleri olan;
1- Suriye’nin siyasi yapısı, silahlı kuvvetleri ve güvenlik hizmetleriyle birlikte güçlü bir lâik devlet olması,
2- Suriye’nin sadece Golan’da değil, kuzeyde de bir güvenlik bölgesi oluşturmasının desteklenmesi,
3- Müslüman Kardeşler’ci, İŞİD’ çi ve El Kaide’ci tekfiri örgütlerle Hizbullah’a karşı Lübnan’da bir iç savaşın tetiklenmesi,
4- Tekfiri örgütlerle Hizbullah’ın çatışmasını kanamaya bıraktıktan bir süre sonra Lübnan’da bir güvenlik bölgesi kurulması,
5- İran-Irak-Suriye ve Lübnan’ın Şii ekseni oluşturmasının önlenmesi,
6- Suriye’de etnik ve dini çizgilerin  dağıtılması.
7- Türkiye’nin Suriye’den çıkması,
8- Türkiye, Suriye, Irak ve İran’a karşı kullanılabilecek bir Kürdistan oluşturulması,
9- İsrail’in Orta Doğu’da tartışmasız güç olması, konularında ısrarcıdır…
13. 5. 2020
.

 

habericialt
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.