Site Rengi

DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 474,05
BIST 9,7776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Balıkesir 25°C
Çok Bulutlu

BARIŞ ; EŞİTLİK VE KARDEŞLİK MÜCADELESİYLE GELECEK

BARIŞ ; EŞİTLİK VE KARDEŞLİK MÜCADELESİYLE GELECEK
habericiust
01.09.2020
230
A+
A-

“AYVALIK DEMOKRASİ PLATFORMU”

1 Eylül Dünya Barış Günü’nün tarihçesi dünyada 1981 yılından beri 21 Eylül’de kutlanıyor. 1 Eylül’den 21 Eylül’e Dünya Barış Günü’nün kısa bir tarihçesine bakıldığında,1 Eylül 1939 tarihinde Nazi Alman orduları Polonya’ya saldırarak 20. yüzyılın en kanlı savaşını 71 yıl önce bugün başlatmıştı. Milyonlarca insanın ölümüne ve sakat kalmasına neden olan bu savaşın başlangıç günü olarak kabul edilen 1 Eylül, insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan bu savaşı unutmaması için BM aldığı  bir kararla dünyanın 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak kutlanmasını istedi.

haberici-arareklam

Ayvalık Demokrasi Platformu’nun 1 Eylül Dünya Barış Günü ile ilgili basın açıklamasını Ayvalık Cumhuriyet Alanı’nda gerçekleştirdi.  Siyasi Partilerin ve STK’ların katılımı ile yapılan, 1 Eylül Dünya Barış Günü ortak basın açıklamasını CHP Ayvalık İlçe Başkanı Hüseyin Şalmanlı, okudu. Okunan basın açıklamasında:Dünya Barış Günü’nü emperyalistlerin işbirlikçi gericiliklerle birlikte sürdürdükleri paylaşım mücadelelerinin dünyanın dört bir yanında halkları yıkıma uğrattığı bir süreçte karşılıyoruz. Bu gerici savaşlar ve paylaşım mücadelesi nedeniyle sömürünün en ağır biçimleri  ezilen halklar da açlık, yoksulluk, ölümle karşı karşıya kalmakta ve milyonlarca insan göç etmek zorunda kalmaktadır.Sadece savaşlar da değil; bütün dünya için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam eden Covid-19 salgını da emperyalist-kapitalist sistemin bütün insanlık için nasıl bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha göstermiştir.

Suriye’den Yemen’e, Irak’tan Filistin’e ve Libya’dan Doğu Akdeniz’e yaşadığımız bölge sahip olduğu enerji kaynaklarının paylaşımı ve geçiş yollarının denetimi mücadelesi nedeniyle emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin taraf olduğu savaş ve çatışmaların en önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu emperyalist ve gerici güçler, yüz binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yıkıma uğratılmasına, yaşadığı yerlerden göç etmek zorunda bırakılmasına sebep olan kendileri değilmiş gibi her fırsatta ‘barış’ ve ‘çözüm’den söz etmekte ancak onlar ‘barış’tan söz ettikçe savaş ve çatışmalar ve ‘çözüm’den söz ettikçe de çözümsüzlük derinleşmektedir.

Ülkemizdeki iktidar  Suriye ve Libya’da sürdürdüğü müdahaleleri ve Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıran hamleleriyle ülkeyi bu gerici savaşların içine sürüklemekte ve ülkede yaşayan halkları yeni tehditlerle yüz yüze bırakmaktadır. ABD ve Rusya’nın başını çektiği emperyalist güçler arasındaki çelişkilerden yararlanarak paylaşım mücadelesinden pay kapma politikası, Türkiye’yi bölgedeki savaş girdabının içine daha fazla çekmektedir.

Pandeminin de ağırlaştırdığı ekonomik kriz nedeniyle işçi-emekçiler daha fazla işsizlik ve yoksulluğa sürüklenirken Türkiye, ülkedeki iktidarın politikalarının bir sonucu olarak 2019 verilerine göre, 20,4 milyar dolar ile gayri safi milli hasılasına (GSMH) göre silahlanmaya en fazla kaynak ayıran 5. ülke durumundadır. İktidarın, kayyumlardan siyasetçilerin hapishanelere konulmasına, türkülerden korktukları için konser yasakları koyarak Helin Bölek ile İbrahim Gökçek’in, sadece adil yargılanmak isteyen Avukat Ebru Timtik ölümüne sebep olması Avukat Aytaç Ünsal’ın adalet talebine kulaklarını tıkayacak  kadar  demokratik mücadele ve istemleri baskı ve şiddet ile engelleme politikası çözümsüzlüğün derinleşmesine yol açmaktadır. Gerek savaşların/çatışmaların gerekse de pandeminin bedelini, savaşları çıkaranlar, pandemiye yol açan politikaları uygulayanlar değil yoksullar, ezilenler, emekçiler, kadınlar, çocuklar ödüyor. Tablo karamsar ancak çaresiz değiliz. Bu gidişatı durdurabiliriz. Hepimizin barışın iyileştirici gücüne ihtiyacı var!

Bunun yolu eşitlik, özgürlük, laiklik ve barış mücadelesinden geçiyor. Barış, özgürlük ve eşitlik paydası altında birlikte ve ortak mücadele bir arada yaşamının zemini de oluşturacaktır. Barış mücadelesinin en çok da yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında ve ülkemizde yükseltilmesine ve süreklileştirilmesine ihtiyaç var. Bu amaçla atılacak her adım bizleri barışa olduğu kadar insan olma erdemine de yakınlaştıracaktır. Örgütlü ve kararlı bir mücadele ile barışı bu topraklarda kökleşmiş bir ağaç haline getireceğimize olan inancımız her zamankinden daha güçlüdür.

Tüm halkların eşit, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kendi ellerimizle kurmanın yolunu açmak için gidişattan rahatsız olan, geleceğe dair kaygıları bulunan herkesi omuz omuza ortak mücadeleye çağırıyoruz.” Diyerek basın açıklamasına son verildi.

 

habericialt
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.